İNSANLAR NE İSTİYOR? - KÜBRA DÖNMEZ

İNSANLAR NE İSTİYOR? - KÜBRA DÖNMEZ


 

İNSANLAR NE İSTİYOR?

Geçmiş zaman haliyle yazıyorum. Kendimin ne istediğini bilmediğim zamanlarda başkalarının da ne istediğini bilmediğini düşünmem kafa karışıklığımı yani bilmezlik durumumu güçlendiriyordu. Bir gün olduğum yere uzandım ve sadece baktım. Bu iyi gelmişti. Demek ki olduğum yere uzanıp sadece bakabilecek yetkinlikteydim. Daha sonraları bunu tekrar edeceğim, bu şeyi daha öncesinde denemedim. Güvence veremeyeceğim şeylerin olası tehlikesinden dolayı sizleri uyarmalıyım.

Olduğum yere bakmak, sonrasında içimdeki duyguları tasdik edecek şekilde yüz mimiklerimi hafif hafif oynatmam; bir üzülmem, bir sıkılmam, bir beğenmemem, bir kafa karışıklığı yaşamam gibi kaşlarımı oynatabilme kabiliyetim ve bunların yapmacık durmaması bana başarılı bir canlı formu olduğumu uygunca kabul ettiriyordu. Sonrasında yorgunluğum geçti, kendime geldim. O an aklıma takıntı uyandıracak ögelerin gelmemiş olmaması, yorgunluğumun geçeceğinin göstergesiydi. Özellikle de müstehcen varsayılan ögeler sürekli olarak zihnimde yanıp sönmüyordu; bu sağlıklı bir ruh haline işaretti. İnsanların işlerine dair önüme gelen her düşünceyi sorgulayıcı bir tutumla birtakım akıl yürütmeler yaptıktan sonra kendime geldim.

Tek ve yalnız olduğu haliyle ben. Çevresinde muhtaç olduğu veya olduğunu düşündüğü şeylere ve sosyal ilişkilere karşın ben. Beklentilerine karşın ben.

İnsanlar ne istiyor ve ne bekliyordu? Yaptığımız neredeyse her tartışma bana göre bir beklentiyi amaç edinir. Kurduğumuz her sosyal ilişkinin bir amacı vardır. Bütün o aktif sosyal ilişkiler neyi beklenti edinmişti? Bu zamana kadar edindiğim düşünce pratiklerim ve bu zamana kadar bu soruya karşılık aradığım cevapların çoğu bana yetersiz geliyordu. Çünkü çoğu cevap veren, öğüt söyleyen, yol gösteren gerçekten de bana göre daha az kapsamlıydı. Bana göre daha az yeterliydi, bana göre yetersizdi. Böylece yöntemlerini beğenmiyordum.

Bütün insanlar kendi sosyal ortamların ürünüydü. Bu ürünler kendi uygunluğu ve uyumluluğunda büyümüş, o sosyal ortam kendi kendini koruyacak bir yapıya sahip edilmişti. Bir yerin yasaları varsa artık orada hangi insanın yaşayıp yaşamadığı yasalar tarafından önemsenmez ve böylece o yer kendi kendini işleten bir yapıya kavuşturulma amacı güder. Bu açıkladığım birçok sistemimizin sıkıntısıdır bana göre. Töreler ideolojilerden, kültürler yasalardan üstün; çünkü yasalar ve ideolojiler kendini tamamlayabilecek cinste değil. Eğer yasalar kendini tamamlarsa insanların kapitalizm odaklı servet arayışı ve neredeyse sonsuzluğu aratan hedeflerine ve hayallerine olan gidişat fikirleri devre dışı bırakılır ki bu mümkün değil. Yasalara ve ideolojilere fazlasıyla girmeyelim.

Ama anlaşılması gerekir ki bir şeyler karışıklık oluşturuyor. Yasalar gibi düşünce netliğine kavuşturmadığımız kültürel işleyişlere sahibiz. Bir şeyleri gizliyoruz çünkü onları açıklamak uygunsuz geliyor. İnsan aslında yerleşik sistemi ve yasaları yani yerleşik sürecin sürece bağlanmış düşüncelerini kabul etmeyişi, o süreci bir süre sonra devre dışı bırakacağından ve önemsemeyeceğinden geliyor. O yasalar ve düşünceler gerçekten de kapsamsız ve insanlara hitap etmiyor. Tarihteki birçok ideoloji ve kültür de böyleydi. Eğitimi düzenleyen devlet, kendisine mensup olanların aklına kendisine uyacak bir şekilde şekillendirmeye teşvik etmeye uygun görür.


Kübra Dönmez

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski